Eğitim Sistemimiz

Bir toplumu meydana getiren bireylerin yaşam içerisindeki davranışlarını sorgulayan, insanları olumlu yönde destekleyen ve daha güzel, yaşanabilir yarınlar için insanda bulunması gereken evrensel değerlerdir.
Değerler Eğitimi, “Değerleri öğretmek için açık bir girişim” olarak tanımlanabilir.
Niçin Değerler Eğitimi?
Anne, babalar ve eğitimciler olarak sormamız gereken soruların başında şunlar gelir:
— İçinde bulunduğumuz ortam ve çevre istediğimiz değerlere sahip çocukları yetiştirmek için uygun mu?
— Biz her şeyi çocuklarımız adına düşünüp yaparken onlar sorumluluk sahibi olabilecekler mi?
— Televizyonlarda bu kadar şiddet içerikli programı seyrederken barışçı olabilecekler mi?
— Biz aşırı korumacı ve müdahaleci davranırken onların özgüvenleri gelişecek mi?
— Biz şimdi onlar mutlu olsun, üzülmesinler diye uğraşırken, onlar mücadele etmeden mutlu olabilecekler mi?
— Okullar, sadece akademik açıdan başarılı bireylerin yetiştirildiği kurumlar olarak mı düşünülmeli?
— Temel insanî değerleri benimsemiş bireyler yetiştirmek de okulun temel misyonları arasında değil mi?
— Çağın getirdiği olumsuz durumlar karşısında, okullar öğrencilerine rehber olabiliyor mu?
— Yükselen şiddet eğilimleri,
— Sahtekârlıkta artış (yalan söyleme, kopya çekme ve hırsızlık),
— Anne-babaya, öğretmene, yetkili kişilere karşı gelme,
— İş ahlâkında düşüş,
— Kişisel ve toplumsal sorumluluk bilincinde azalma,
— Kendine zarar verici davranışlarda (madde bağımlılığı ve intihar) artış vb.
— Değişen ve gelişen dünya ile beraber televizyon, bilgisayar oyunları, sinema, dergi, internet, oyuncaklar ve reklamlar aracılığıyla bütün dünya, artık çocuklarımızın sosyal çevresi olmuştur.
— Aile ve okul tarafından verilen değerlerle televizyon ve dış dünyanın verdiği değerler çoğu zaman farklılık göstermektedir.
— Bu noktada anne babaların işleri daha da zorlaşmaktadır.
Hızlı ve baş döndürücü şekilde değişim içinde olan değerler, bunlarla baş etmek zorunda kalan ve değer karmaşası yaşayan çocuklar için değer aktarımı çok daha önemli bir hâle gelmiştir.Ortak değerler oluşturamayan bir toplumunbütünleşme değil, tersine toplumsal çözülme yaşaması kaçınılmaz bir gerçektir.Çocuklarımızın zihinlerini bilgiyle doldurarak öğretim yaparken gönüllerini de sevgiyle donatıp onların ahlâklı birer fert olarak yetişmeleri için okullarımızda Değerler Eğitimi çalışması yapmamız gerektiğine inandık.
Değerler Eğitim Programının Amaçları
— İyi karakterli bireyler yetiştirmek,
— Temel değerleri pekiştirmek,
— Çocukların kendilerine ve topluma yararlı olacak temel değerleri psikolojik, bilişsel ve sosyal gelişimlerine uygun olarak kazanmalarını sağlamak.
— Çocukların kazandıkları değerleri davranışla ifade etmeleri yönünde fırsat vermek.
— Karakter ve Değerler Eğitiminin ailede ve okulda paralel bir şekilde işleyişini sağlamak.

Çocuklar için 0–6 yaş arası dönem yabancı dil öğrenme açısından oldukça önemlidir. Doğumdan itibaren 6 yaşına kadar çocuğun beynindeki algılama mekanizması çok aktiftir ve bu mekanizmanın yardımıyla dil otomatik olarak beyne kaydedilmektedir. Çocuk duyduklarını adeta bir kasete kaydedercesine beynine kaydetmektedir. Bu yaş grubunda dil öğrenimi ana dil öğrenimine benzetilebilir. Çocuk doğduğu andan itibaren yakın çevresini rol model alarak alır ve söylenenleri kaydetmeye başlar. Kaydettiklerini daha sonra kas gelişimi tamamlanınca üretmeye başlar. Erken yaşta gerçekleşen dil eğitimi de aynı prensiplere sahiptir. Dil öğrenimi bir süreçtir. Bu sürecin en önemli adımlarından biri 0–6 yaş grubundayken atılmalıdır. 6 yaş sonrasında dil eğitimine başlayan çocukların erken yaşta başlayanlara oranla kelime dağarcıklarının daha kısıtlı olduğu ve cümle kurma yetilerininin erken yaşta öğrenenlere nazaran eksiklikler gösterdiği araştırmalarla kaydedilmiştir. Bunun sebebi algı mekanizmasının etkinliğini azalmasından başka bir şey değildir. Bu araştırmalar bir çocuğun ne kadar erken dil eğitimine başlarsa dil konusunda uzmanlaşmasının da daha kolay olduğunu göstermiştir.

Okul Öncesi Dönemde Yabancı Dil Öğrenmenin Avantajları
* Çocuklar iyi birer gözlemcidir. Erken yaşlarda algılarının yüksek olmasından kaynaklı yeni bir dili öğrenirken ana dili öğrenme prensip ve yollarını hatırlayarak bunları İngilizce öğrenmek içinde kullanabileceklerini kısa sürede fark ederler ve uygulamaya koyarlar.
* Okul öncesi çocuklar yabancı dili çeşitli aktivitelerle öğrenirler (Oyun Merkezli Öğretim). Buradaki rol modelleri öğretmenleridir. Öğretmenler öğrencilerin çeşitli öğrenme tiplerine hitap eden farklı oyunlarla ve sürekli tekrarlarla öğrencinin dikkatini çekerler ve öğrenmeye istekli hale gelmelerine yardımcı olurlar. Çocuk, bu süreçte önce faaliyeti izler, daha sonra amacı anlar ve yetişkinin konuştuğu dilden gerekli anlamı çıkarır. Bir süre sonra ana dilde olduğu gibi yabancı dili de kullanmaya başlar. Bu bir binanın temelden yukarı doğru yavaş yavaş inşa edilmesine benzetilebilir. Yetişkinin buradaki görevi binaya destek veren iskele olarak adlandırılabilir.
* Yabancı dil eğitiminde önemli olan öğrendiği yabancı dili hayatlarının bir parçası haline getirebilmektir. Bu yaş grubundaki çocuklar henüz zihnen aşırı bilgiyle yüklü olmadıklarından öğrendiklerini çok daha kolay hafızaya alabilmekte ve uzun süreli öğrenimi gerçekleştirebilmektedirler.
* Küçük yaşlarda dil öğrenimine başlayan çocuklar ilerleyen yıllarda bir başka dil daha öğrenmek istediklerinde aynı doğal öğrenme tekniklerini rahatlıkla uygulamaya koyarlar. Erken yaşta dil öğrenimi çocuğun dil öğrenme yeteneklerini geliştirme şansı verir.
*Çocukların beyinlerindeki dil gelişiminin iki yaşında başladığı ve bu gelişimin ergenlik dönemine kadar sürdüğü açıklanmaktadır. Eğer çocuk bu erken dönemde(0-6 yaş) yabancı dil öğrenmeye başlarsa yabancı dili de anadili gibi rahatlıkla öğrenebilir.
*Son dönem dil eğitimi eleştirel düşünce, farklılaştırılmış eğitim ve taksonomi uygulamaları üzerine gelişen programlarla sürdürülmektedir. Bu yöntem ve teknikler çok erken yaştan başlayarak İngilizce öğretim müfredatlarında kullanılmaktadır. Bu sistemle erken yaşta başlayan dil eğitimi alan çocuklarda kavrama ve üst düzey becerileri tek dil bilen çocuklara oranla daha iyi gelişim sergilemektedir.
Yapılan araştırmalar göstermektedir ki çocuklar ne kadar erken yaşta yabancı dil öğrenimine başlarsa bu alanda ileri yaşta (6 yaş sonrası) başlayanlara oranla çok daha başarılı ve dil hakimiyeti gelişmiş bireyler olurlar.

Çocuk Merkezli Eğitim: Çocuklarımız eğitim programlarının planlama ve uygulama aşamalarına dahil edilirler. Sorumluluklarını ve kurallarını kendileri belirler.

Oyun Odaklı Eğitim: Oyun çocuğun gerçeği, geleceğin ise provasıdır. Çocuklar büründüğü rollerle hayatı ve sevdiklerini taklit eder. Öğrenme ortamlarını etkin bir halde kullanırlar. Oyun, çocuğun duyduklarını ve gördüklerini denediği, öğrendiklerini pekiştirdiği, kontrolden uzak alanlardır.

Yaşayarak Öğrenme: Çocukların günlük yaşama ilgili ihtiyaçlarını belirleme ve giderme konularında cesaretlendirilerek iş yapmalarına olanak sağlanır. Yaptıkça öğrenir, öğrendikçe tekrar tekrar yapmak isterler. Günlük işleri yaptıkça kendilerine olan güvenleri artar.

Her An Her Yerde Eğitim: Çocuklar eğitim sürecinde dar kalıplara, kapalı kapılara sıkıştırılmaz. Okulumuzun tüm mekanlarını özgürce kullanabilirler. Yaşantıları öğretici geziler ile zenginleştirilir.

-Proje Yaklaşımlı Eğitim: Çocuklara öğrenmenin nasıl gerçekleştiği gösterilir, bilgiye ulaşma yollarını keşfetmelerine olanak tanınır. Çocuklar ilgi duydukları konuları belirler. Hazırladıkları projelerle eğitime etkin katılmaları sağlanır.

Anaokulumuz ile ilgili daha fazla şey mi öğrenmek istiyorsunuz?

Mutlu Ailelerimizden Yorumlar

60158491_6119706184752_2025419904353566720_n
Günlük Program
Günlük ders programlarımız hakkında bilgi edinebilirsiniz.